“Büyük hatalar yapmış insanları seviyorum ben. Sonra o hatasından bin kez pişmanlık duyanları. İnsan kendine bir kere çok kızmalı muhakkak,bir kere silkinmeli, utanmalı, bir kere canı yanmalı yanlışından ve en önemlisi en az bir kere seçtiği yol yüzünden kahretmeli kendini.”
Sevgiyle güzelleşmeyen insanlardan korkun, onları hiçbir şey mutlu edemez.
Tahammül sınırım çoktan aşıldığından beri insanlarla daha az görüşmeye, hislerimi açmamaya ve tuğla tuğla duvar örmeye başladım. Beni sıkıntıya sokacak insanları ve durumları elimin tersiyle ittim, pişman değilim
Hep nerede hata yapıp kaybettiğimi düşünüyordum, artık biliyorum. Kaybediyordum çünkü iyi bir insan olmanın bir şeyleri kazanmaya ve mutlu olmaya yeteceğini sanıyordum. Bazı şeylerin sonu bellidir halbuki, sen istersen kanatsız melek ol değiştiremezsin.
Birinin iyi niyetini bildikten sonra kızsan da arkanı dönüp gidemiyorsun hiç. Seni bilerek üzmeyeceğini bilecek kadar, olanlara gerçekten hata diye bakabilecek kadar birinin kalbinden emin olmak çok güvenli bir yer.
Arayıp buldukların değil de, tesadüfen rastladıkların seni mutlu ederler.
Üzgün olduğunuzda
diyor Halil Cibran
“tekrar kalbinize dönün. Göreceksiniz ki, daha önce sevinciniz olan bir şey için ağlıyorsunuz…”
Sevmenin en duru ve hiçbir şeyden haberi olmayan halini anlatan Refik Durbaş, “Bağışla Ziyanımı” kitabında şöyle diyor:
“Ne kadar çok benziyorsun çocukluğumdaki fotoğrafa…”
kurtulmak istedikçe bir duvar daha. inanmak istedikçe bir kırgınlık daha. yaşamak istedikçe bir intihar daha. bazı şeyler eksik değil, çok fazla.